1-7 Nisan Kanser Haftası Haberi

1-7 Nisan Kanser Haftası Haberi

6 months ago 0 0 260

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de yıllık kanser görülme sıklığı erkeklerde 100 binde 280, kadınlarda ise 100 binde 172. Bir yılda yaklaşık 170 bin kişiye kanser tanısı konuluyor. Kanser toplumda çok konuşulmasına karşın iyi bilinmiyor. İyileşme algısı da bu nedenle düşük. 

Tıp kanserlerin yüzde 60’ını tedavi edebiliyor. Bunlar çok konuşulmuyor. Ölümcül olanlar konuşulduğu için tüm kanserlerin ölümcül olduğu algısı var. Öncelikle kanser dediğimizde tek bir hastalığı değil, birçok farklı hastalığı anlamalıyız. Her organın kanseri ayrı, her kanserin de dokusal tür açısından farklılıkları var. Her kanserin nedenine yönelik tedavi geliştirmek gerekiyor. Yani tek bir tedaviyle tüm kanser türlerini tedavi etmenin mümkün olmadığını bilmemiz gerekiyor. Bazı kanser türleri erken evrede yakalansa bile ölümcül olabiliyor. Tedavisi bulunan bazı kanser türlerinde de kanser hücreleri mutasyon geçirip ilaçlara direnç kazanıyor. Yaşayan ve değişen bir organizma ile karşı karşıyayız.  Sürekli çoğalıyor ve farklılaşıyor.  Birçok kanser türünde yeni bulunan tedavilere zamanla direnç geliştiği için bir süre sonra etkisiz hale geçebiliyor.

 

Kadın ve erkeklerde görülen kanser türleri

Erkeklerde en sık görülen kanserler akciğer, prostat kanseri ve mesane kanseridir. Kadınlarda en sık görülen kanserler ise meme kanseri, tiroid kanseri ve kolorektal kanseridir. Genç bir nüfusa sahip olduğumuz için meme kanseri gelişmiş ülkelerde 60’lı yaşlarda görülürken ülkemizde  50 yaş altında meme kanseri görülme sıklığı dünya ortalamalarının çok üstünde. Zaman içinde kadınlarda sigara içimi arttığı için kadınlarda akciğer kanseri görülme sıklığı artıyor. 

 

Bölgesel olarak görülen kanserler

Türkiye’de genel olarak tüm bölgelerde kadınlarda meme, erkeklerde akciğer kanseri en sık görülen kanser türleri. Doğu Anadolu Bölgesi’nde mide kanserinin hem erkeklerde, hem de kadınlarda ikinci sıklıkla görülüyor.

 

Çevresel faktörlerin etkisi büyük 

Araştırmaların kanser vakalarının üçte ikisinde çevresel  faktörlerin etkili olduğunu gösteriyor.

Kanser oluşumuna neden olabilen çevresel faktörler; sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam,tütün ve alkol kullanımı,aşırı güneş ışığı maruziyeti, hava, su ve gıdalar yoluyla alınan karsinojen  kimyasal maddeler, kanserojen virüs ve bakteriler (hepatit B, hepatit C, AIDS, human papilloma virüs, helikobakter pylori gibi), radyasyon, benzidin içeren boyalar, asbestos, radon ve hormonlardır. Büyük radyasyon kazaları ya da nükleer patlamalar dışında çevresel koşullara bağlı kanser yavaş yavaş oluştuğu için kanserojen etkilerini  ölçmek kolay değildir.

 

Modern yaşam kanseri nasıl etkiliyor?

Bilimsel çalışmalara göre modern yaşam koşullarının da kanser üzerinde tartışılmaz etkileri var. Çok et tüketen, az hareket eden, spordan uzak kalan toplumlarda meme ve kalın bağırsak kanserine daha fazla rastlanıyor.  Güney Amerika gibi cinsel yaşamın daha serbest olduğu ülkelerde rahim ağzı kanserleri sık görülüyor. Az gelişmiş Afrika ülkelerinde HIV taşıyıcılığı yaygın olduğu için AIDS’e bağlı kanserler daha fazla. Türkiye’de hepatit B taşıyıcılığı yüksek. Bu nedenle hepatit B taşıyıcılığına bağlı hepatosellüler karsinom görülüyor. Hepatosellüer karsinom karaciğerin kendi dokusundan kaynaklanan  bir kanser türüdür.

 

Stres kanseri tetikliyor

Kronik stres kanserleşmeye yol açabiliyor. Kanserli hastalarımızda iflas, yakın kaybı, gibi geçirilmiş ağır travmaların hem hastalığın başlamasına, hem de seyrinin kötüleşmesine etkili olduğunu görüyoruz. Travmaları herkesin bağışıklık sistemi aynı şekilde algılamıyor ve tolere edemiyor. Travma nedeniyle bazı insanların  bağışıklık sistemleri hasara uğruyor. Bağışıklık sisteminin hasara uğraması sonucu kanserli hücreler tanınamıyor ve yok edilemiyor. Bu durum kanser hücresinin üreyerek çoğalmasına neden oluyor.

 

Türkiye’de kanserde erken tanıda gelişmiş ülkelerin gerisinde

Erken tanısı mümkün olan kanserler genellikle yavaş seyirli olan kanserler. Meme, kalın bağırsak, prostat  ve rahim ağzı kanseridir.

Bu kanserleri yılda bir jinekolojik muayene, mamografi, meme ultrasonografi uygulanması, ürolojik muayene ve PSA testi ile erken evrede yakalamak mümkün.

 

Türkiye’de yeterli onkoloji merkezi yok

Kanser hastalarının yönlendirilmesi ve tedavisinin çok disiplinli çalışan merkezlerde yapılması büyük önem taşıyor. Kanser hastasının tedavisinde ilgili cerrahi branş, tıbbi onkolog, radyasyon onkoloğu, patolog, nükleer tıp uzmanı, radyolog, psikiyatrist gibi bir çok branş hekiminin bir arada çalışması önemli.

 

Ucuz olduğu için piyasada bulunmayan kanser ilaçları var

Türkiye’de kanser tedavisinde kullanılan ilaçlarının hemen hemen tamamı sosyal güvenlik kurumu  (SGK) geri ödeme kapsamında. Ruhsatsız ilaçları da bakanlık izniyle getirmek mümkün. Ancak iyileştirici özelliği olan ama fiyatı ucuz olduğu için zaman zaman piyasada bulunmayan bazı önemli kanser ilaçları mevcut.  Fiyatı çok ucuz olduğu için firmalar getirmek istemiyor. Euro sürekli yükseliyor. Sağlık Bakanlığı ucuz ilaç politikası gereği euro kurlarını sabitlemiş durumda. Bu nedenlerle zaman zaman  bazı ilaçlarla ilgili piyasada sıkıntı yaşanabiliyor.

 

Bitkisel ürünler fayda yerine zarar verebilir

Kanser tedavisi gören birçok hasta doktoruna danışmadan bitkisel ürünlerden de destek alıyor. Bu da tedavi sırasında birçok yan etkiye neden oluyor.

Kanser ilaçları geliştirilirken diğer maddelerle etkileşimlerine bakılıyor. Ama her tür ürünle etkileşimine bakılması mümkün değil. Örneğin uzmanlar greyfurt kandaki ilaç düzeyini etkilediği için kemoterapi sırasında kesinlikle önermiyor ve  yasaklıyor. Hastaların günlük normal gıdaları dışında hiçbir maddeyi tedaviyle birlikte almasını istemiyoruz. Piyasada kansere faydası olduğu söylenen ürünlerin etkisi kanıtlansaydı ilaç olurlardı. Bizim genel önerimiz hastaların tedavi sonrasında da kullanacağı alternatif ürünler konusunda hekimlerini bilgilendirmeleri. Çünkü aldıkları bitkisel ürünler fayda yerine zarar bile verebilirler.

 

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir